hamdiulker24.sitemynet.com
y12.jpg

köşe-1
köşe -2
Köşe-3
13 Şubat Devlet Hastanesi-4
Köşe-5
Uzakdoğu Spor Kulübü Faaliyetleri

13 Şubat Devlet Hastanesi-4


ACİL SERVİS REZALETLERİ
"13 Şubat Devlet Hastanesi belgeseli"

Aman kendinize bu aralar çok dikkat edin. Havalar dengesiz gidiyor sakın hastalanayım demeyin. Ola ki canınız hastalanmak isterse , mesai saatleri içerisinde hastalanmayı tercih edin. Aman ha sakın o mikroplara mesai saatleri dışında yenik düşmeyin. İnadına direnin ve mesai saatinin başlamasını bekleyin. Bunu başaramazsanız eğer her türlü rezilliğe hazır olun. Sen ne saçmalıyorsun ya! Ne alakası var mesai saatleriyle hastalanmanın şimdi, diyeceğinizi biliyorum. Onun için siz bu cümleyi söylemeden ben izahatını yapayım. Şimdi şöyle oluyor efenim. Mesai saatleri dışında hastalanırsanız ve bir sağlık kuruluşuna gitmeye mecbur kalırsanız gideceğiniz sağlık birimi Devlet Hastanelerinin acil servisleridir. İnanın acil servisler sizden daha hasta durumda. Siz belki bedenen rahatsızsınızdır. Oradakiler çok yönlü rahatsızlar. Mesai saatleri içerisinde daha kontrollü oluyor buralar. Mesai dışında kontrol mekanizması devreden çıktığı için biraz tadı tuzu kaçıyor acil servislerin. Acil servisler geçici uğrak yerleri oldukları için orada yaşananlar insanları fazla enterese etmiyor. Aman nasıl olsa her gün mü uğruyoruz ne olursa olsun! Deyip geçiyorsunuz. İşte bende sizler gibi düşünüyordum. Ta ki hanımın on tane iğnesini her sabah ve akşam yaptırmak için her gün iki sefer yapınca acile en sonunda sigortalarım atıyor.
Bir değil,beş değil çekilecek dert değil. Nedir bu başı boşluk,nedir bu sorumsuzluk? Amacınız insanlara hizmet etmekse, lütfen bu hizmeti kurallara uygun yapın. Yoksa orada sabahlara kadar dikilmenin hiç bir anlamı yoktur. Ha bu arada görevlerinin hakkını verenleri tenzih ediyorum. O şahıslara saygı duyduğumu peşinen söyleyeyim. Zaten bu pervasızlıktan onların daha çok rahatsız olduklarından eminim.
Soğuk bir Salı akşamı saat 21:30 sularında yine hanımın iğnesini yaptırmak için 13 Şubat Devlet Hastanesinin acil servisine gidiyoruz. Bandrolümüzü aldıktan sonra Acil servis demeye kırk şahit isteyen bölüme geliyoruz. Kapı arkasındaki bölümdeki iki bayandan enjeksiyonu yapmalarını rica ediyoruz. Fazla önemsemeden muhabbetlerine devam ediyorlar. Bu arada diğer görevliler Galatasaray-Feyenord maçını izlemekle meşguller. Benim biraz sinirlendiğimi anlayan hemşire hanım, oradan bir erkek sağlık memuruna enjeksiyonu yapmasını emrediyor. Ben hastanın bir bayan olduğunu ve kendilerinin iğneyi yapmalarının daha uygun olacağını söylemeye çalışırken bir dayak yemediğim kalıyor. Allah'tan biraz çenemiz kuvvetlidir yoksa altta kalsak dayak bile yerdik belki. Zaten erkek sağlık memuru elindeki enjektörle çeneni kapa yoksa sana saplarım der gibiydi. O havayla o sinir harbi içerisinde yapılan enjeksiyonun nasıl olacağını sanırım herkes tahmin ediyordur. Eve geldiğimizde iğne yapılan yerin kanadığını ve morardığını görmüştük.
Evet değerli 13 Şubat Devlet Hastanesi yönetimi sözüm sizedir... Bu yaşananın deryada bir damla olduğunu biliyor musunuz? Ben imkanlarımı ve medeni cesaretimi kullanıyor ve bu rezaleti dile getiriyorum. Şunu bilmenizi istiyorum ki şu acil servisinizde her gün bu ve bunun gibi bir çok olay yaşanıyor. En azından şu beş günlük süre içerisinde birkaç tanesine biz şahit olduk. Ama bizim insanlarımız haklarını aramayı bilmiyorlar. Haksızlıkları dile getirmeyi, şikayet etmeyi bilmiyorlar. Susmanın altın olduğuna inanıyorlar. Şimdi söz sizindir. Şu başı boşluğa lütfen bir "DUR! " diyelim. Oradaki nöbet tutan personelinizi Lütfen takip edin. Hemşirelerinizin istirahatlarını(!) temin ederken, hemşirelik görevini erkek sağlık memurlarına yaptırmayın.
Bu ses, bu şehirde yaşayan on binlerce insanın feryadıdır. Umarım duyarsınız.Hatta duymaya kalmaz gereğini yaparsınız...

HAK ARAMANIN BAŞKA VERSİYONU
"Aklı selim sağlık çalışanlarına"

İnsanların sıkıntılarını,şikayetlerini anlatmak gibi bir ihtiyaçları vardır. Bu sıkıntıları anlatamazsanız yani deşarj olamazsanız rahatsız olursunuz. İnsanoğlu türlü çeşit deşarj olma yöntemleri geliştirmiştir. Kimileri söver sayar,kimileri bağırır çağırır,kimileri ise karşıya çatmak için her türlü çirkefliği göze alır. Bu tür davranışları sergileyenler, "id" diğer bir adıyla "ilkel benlik"lerini aşamamış insanlardır. Başka bir deyişle kendilerini geliştirememiş, geri kalmışlardır. İlkel benliğini aşabilmiş insanlar ise bu tür şikayetleri karşıya yansıtmakta daha medeni yolları tercih ederler. Hatırlarsanız eski başbakanlarımızdan Tansu ÇİLLER hep şu cümleyi tekrarlardı. "Eğer siyasete girmeseydim ülser olacaktım." Buda deşarj olmanın başka bir versiyonudur. Yani herkes kendi seviyesinde bir rahatlama yöntemi seçmektedir. Mesela bende yazarak rahatlamayı, şikayetlerimi yazarak anlatmayı tercih ederim, genellikle...
Ama Hz Mevlana'nın şu müthiş sözünü hiç akıllardan çıkarmamak lazım. " Siz ne kadar bilirseniz bilin,bildikleriniz karşıdakilerin anlaya bildiği kadardır." Bende diyorum ki; Siz ne kadar anlatırsanız anlatın anlattıklarınız karşıdakilerin anlama kapasitesi kadardır. Ütopik insan topluluklarına kendinizi anlatmak ise çok daha da zordur.
Bir rahatsızlık sonucu bir hastanenin acil servisine müracaat ediyorsunuz. Burada çalışanlar tarafından rencide ediliyorsunuz ve akabinde bu sıkıntınızı en iyi bildiğiniz bir yöntemle basınında gücünü kullanarak anlatmaya çalışıyorsunuz. Yani yazıya döküyorsunuz.
Aman Allah'ım! Feryatlar,figanlar kopuyor. Kıyametler kopuyor. Oysaki sizin niyetiniz bağcıyı dövmek değildir. Her ne kadar da kamu adına hayırlı bir iş yaptığınıza inansanız da birilerinin keyfini kaçırıyorsunuz. Eee birilerinin keyfini kaçırırsanız tabiî ki vatan haini ilan edilirsiniz. Bir günde istenmeyen adam ilan edilirsiniz. Hatta dikkatli olun sınır dışı bile etmeye kalkar bu zihniyet sizi...Hemen akabindeki gün bir sendika bunu "üç beş üye çalabilmek uğruna" rant malzemesi yapar ve kamu oyuna sizi hain ilan eder. Yani bir şow malzemesi oluverirsiniz. Hatta öyle seviyeli bir haberdir ki bu, anlamakta güçlük çeker zorlanır,birkaç uzmandan yardım istersiniz. "Şimdi sana soruyoruz"derler fakat yazının devamında hiç bir şey sorulmadığını gördüğünüz için sorularına cevap veremiyorsunuz. Zaten bütün ulemaya haber saldım o soruyu çözdükleri zaman bana haber verecekler ve bende size cevabını söyleyeceğim. Aksi halde bu davranışınızın gayri ahlaki bir davranış olduğunu düşündüğüm için sizinle muhatap olmayacağım.
Yaptığımın doğru olduğuna o yazıyı yazarken de inanıyordum,şu anda da inanıyorum. Üstelik kimseleri rencide etmedim bilakis orada gördüğüm muamele ile ben rencide edildim. Aleyhimde yapılan aslısız ve ahlak dışı yorumlara ise "Kötü söz sahibine aittir."diyorum. Bu yorumları yapanlar kendilerini aşamamış ilkel insanlardır. Bu insanları, eğer inanıyorlarsa Allah'a havale ediyorum. Bana veya bir başkasına yapılanların bir nebzede olsa yanlarına kalmadığı tek tesellimiz. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır senaryosu ile karşı karşıya kalmış gözüksek te bizim bu girişimimizin bundan sonra yaşanacaklara bir engel teşkil edebileceğini görmek sevindiriyor bizi...
Bir an düşünüp kendi muhasebemi yapıyorum ve bu işin doğru bir karar olduğuna tekrar kanaat getiriyorum. Ve haykırıyorum. Peki adama sormazlar mı? Madem bu birimde sıkıntı yoktu da neden hemen ertesi gün yangından mal kaçırırcasına o birimin çehresi değiştirildi. Neden o görevlilerin yerleri apar topar değiştirildi. Her ne sebeple değiştirilirse değiştirilsin Kamu adına güzel bir iş yapılmıştır. Bu işe neden olduğumdan dolayı mutlu olduğumu ifade ederken değişikliği gerçekleştirenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Sağlık çalışanlarına ise bir çift sözüm olacak: Sendikacılık adı altında bir bardak suda fırtına koparan,öküz altında buzağı arayan bu sözde sendikacıların gerçek niyetlerinin sizlere sahip çıkmak olmadığının umarım farkındasınızdır.Amaçlarının sadece ve sadece sizi kendi taraflarına çekmek olduğunun farkına varıp kendinize saygı göstereceğinizi umuyor. Yorumu ise aklı selim insanlara bırakıyorum...